YENİLENMEK VEYA YENİLMEK
| ANA SAYFA |
|
Yıl; fî tarihi; Kıyasıya bir mücadele. Aradan geçen onca zamana karşı hiç bitmeden ve artarak devam eden bir mücadele . Kazanma ve kaybetme arsındaki ince hat üzerinde cereyan eden bir mücadele. Semalara çıkma ile yerin dibine batma arasındaki çetin mücadele.
Hz Âdem. İlk insan, ilk peygamber . Cennete, Cemâlullah’a nâil olmuş yüce bir yaratılış. Ayağın takılması ve küçük bir sendeleme ardından dünyaya düşüş. Sıkıntıya, imtihana, derde-tasaya, ezeli düşman (Şeytanla) ile mücadele mahalline . Gurbete yolculuk. Ana vatan için, Cennete varmak için, Cemali bulmak için, her şeyden ziyade ‘Rıza’ya ermek için yüce her şahlanış
Âlem yaratıldığından bu güne hep devam ediyor kıyasıya mücadelemiz nefis ve şeytanla. Bıkmadan, usanmadan, hiç pes etmeden ve artarak devam ediyor bu mücadele. Biz Cenneti istiyoruz, şeytan bizim için cehennemi; biz kazanmayı istiyoruz, o kaybettirmeyi; biz güzellikleri istiyoruz, o çirkinlikleri; biz helâl daireyi, o haram daireyi. Biz kanaati istiyoruz, o hırsı - azgınlığı, biz mutluluğu, huzuru, saadeti istiyoruz, o huzursuzluğu, derdi - tasayı, biz dostluğu, sevgiyi, muhabbeti istiyoruz,o düşmanlığı, kavga ve kargaşayı… vel-hâsıl biz yüce Rabb’imizin rızasını istiyoruz. o ise bizim rızaya eremememize, huzurdan kovulup kendi gibi olmamızı istiyor. Öyle ince planlarla çıkar ki karşımıza; Yerine göre incir çekirdeğini doldurmayacak meselelerle öyle fırtınalar kopar ki biz de bu hâle nasıl geldik anlamayız
‘’Beni ateşten O’nu topraktan yarattın. Ateş topraktan hayırlıdır’ demişti şeytan. ‘Âdem’e secde et’ emrine mukabil. Dengesi alt üst olmuştu; o güne kadar kulluktan ayrılmayan ama şimdi ‘huzurdan kovulmuş lâin’ diye tarif edilen şeytanın. Ve o günden bu güne inatla sürdürmüştü mücadelesini; halis niyetle… Kendisi gibi olmamız içinde elinden geleni yapmıştı; bıkkınlık, yılgınlık göstermeden…
Sayısız nimetlerle perverde edilmiş bahtiyar kullardanız çok şükür. Ayetin ifadesiyle ‘Saymaya kalsak, gücümüzün yetmeyeceği, takat getiremeyeceğimiz kadar sayısız nimetler’ bahsedilmiş… Ve peşinen almışız bir çoğunu; karşılıksız . Ve olmaya da devam ediyoruz ; ‘Varlıklar içinde canlı, canlılar içinde insan, insanlar içinde Müslüman, Müslüman içinde dinin en güzel yaşanabildiği bu güzel ülkede, … beş vakit ezan sesleriyle kulak ve kalplerimizin pasını silip süpürecek sûrette ve daha niceleriyle yaratmışız Karşılığında istediği şükürle de sorumluluğumuzu, sahipsiz ve başıboş olmadığımızı ve ibadet ettikçe borç ödemekten ziyade ekstra iltifatlara maruz kalacağımızı hatırlatmış. Bize düşen ise bu kulluğun en güzelini kısa zaman önce uğurladığımız 11 ayın sultanı ramazanda yaşadığımız gibi yaşamaktı ve inşallah yaşadık. ‘Her geceyi Kadir, her geleni Hızır bilme’ mantığıyla ‘her günümüzü, her gecemizi ramazan bilip ramazan havasında değerlendirebilsek. Ramazanda olduğumuz gibi uhrevileşebilsek. Ezeli düşmanımızla kıyasıya şavaştığımız ve ‘ oruç gibi; gece uyanmak –sahur- gibi ; namazlar-teravihler-mukabeleler gibi; daha gayretli , daha sabırlı olduğumuz gibi’ ve daha bir çok noktada kazandığımız gibi aynı gayreti gösterebilsek. ’’İki günü eşit olan zarar etmiştir’’ diyen Efendimizin sünnetine; Rabbimizin emir ve yasaklarına uyarak sürekli artan ihlâs ve samimiyetle yapmaya çalıştığımız ibadetlerimizle ömrümüzü taçlandırabilsek. Rabb’imize lâyık kul. Habibine lâyık ümmet olabilsek.
Ya Rab! Kaybedenlerden değil kazananlardan eyle!. İhlastan, samimiyetten hele SANA kulluktan zerre miktar ayırma ! Sürekli yenilenerek, tazelenerek sana kulluğumuzu yenilemeyi nasip eyle ! Herkes özgürlüğe kavuşunca sevinir biz ise SANA kul olmaktan dolayı mesut ve bahtiyarız. Pür-kusur halimizle bizleri günahkar, yüzüne bakacak yüzü olmayan, dizlerinde dermanı, gözlerinde feri olmayan, serçe kalbi gibi pırpır eden yüreklerimizle bu aciz kullarını affeyle ve bizi Rızandan mahrum etme ! Ey Yüceler Yücesi RABBİM.
Amin…